Babaannemin Yaradılışı

Mavi sisler arasında pek çok çıplak bebek dünyaya gitmeyi bekliyordu. Melekler onların yapımıyla ilgileniyordu, şayet Tanrı artık sıkılmıştı.

Tanrı yine de teftişteydi, bir bebeği görünce duraksadı, dikkatlice ona baktı. Yolunda gitmemiş bir şeyler vardı ama ne olduğunu tam olarak da anlamıyordu. Meleğe sordu:

– İlginç, ne koydun sen bunun içine?

Melek kaşlarını kaldırarak taşralı bir tavırla Tanrı’ya yan yan baktı, Tanrı’nın boyu çok uzundu. Melek parmaklarını sayarak bir şeyler fısıldadı ve tekrar Tanrı’ya bakarak: “Toprak?” dedi.

Tanrı şaşırdı ama çok da üzerinde durmadı. Çenesini sıvazlayarak; “İyi bakalım, gönder gitsin…” dedi.

Melek yeryüzüne bir portal açarak bebeği buradan aşağıya attı, suratında hala Tanrı tarafından sorgulanmanın verdiği endişe vardı.

Aradan doksan yıl geçmişti, Tanrı huzur dolu makamında oturuyordu. Onun oturduğu koltuktan başka bir şey yoktu odasında, hatta kapı bile yoktu. Birden Azrail Tanrı’nın huzuruna destursuz çıktı. Elindeki tırpanını Tanrı’ya fırlatarak bağırdı:

– Ne yarattın sen?!

Odanın içinde hışımla voltalar atıyordu:

– Yedi kere kalp krizi yolladım, üzerinden tır geçti,  gelinleri tarafından bıçaklandı, oğulları ormana bırakıp kaçtı, ormanda onu ayı ısırdı. Niye ölmüyor bu kadın niye?!

Tanrı Azrail’in dediklerine anlam veremiyordu.  Soru sorarcasına yüzüne bakıyordu sadece.

– Cebrail emekli oldu, İsrafil zaten yan gelmiş yatıyor bir de beni eleştiriyorlar. Neyse ki Mikail meşgul de o dalga geçmiyor.

Tanrı hiddetle bağırdı:

– Ne diyorsun hiçbir şey anlamıyorum!

Ses tonu beklediği etkiyi yaratmamıştı, mizacında agresiflik yoktu.

– Ne mi oldu? 90 yaşındaki bir kadının canını alamıyorum,ölmüyor bir türlü. Ne yarattın sen?

Tanrı’nın zihninde hayal meyal “Toprak?” diyen melek canlandı. Melek hemen yanı başında belirdi. Tanrı uzun boyuyla tepesine dikilip sordu; “Ne koydun o bebeğin içine?”

Melek korkuyla parmaklarını saydı ve titrek sesiyle “Topraak?” dedi. Tanrı kendi alnına bir şaplak attı, Azrail ve diğer üçü hariç tüm melekleri biraz akıldan yoksun yaratmıştı. Bunun bir bedeli olacağını biliyordu.

O anda yeryüzünde fındık bahçesinde yere yığılmış ama bastonuna tutunan bir kadın, feri gitmiş gözlerini uzaklarda gezdirip sırıtıyordu: “Yalağuz gel yalağuz, ehehehe.” Öksürmeye başladı, aklında papaza yaptıracağı büyü ve ahıra dönmek üzere olan inekleri vardı.

To be continiued, canım istediğinde…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s